<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yavuz Çekirge</title>
	<atom:link href="http://yavuzcekirge.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://yavuzcekirge.com</link>
	<description>Erguvan Renkli Söylenceler</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Sep 2010 03:22:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Referandum</title>
		<link>http://yavuzcekirge.com/?p=1846</link>
		<comments>http://yavuzcekirge.com/?p=1846#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 09:47:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sunsun34</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cumhuriyet ve Demokrasi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yavuzcekirge.com/?p=1846</guid>
		<description><![CDATA[Evet mi ? Hayır mı ? Günlük yaşamda her şey &#8220;dualite&#8221; üzerine kurulu. İyi, kötü&#8230; Ekşi , tatlı&#8230;.. Düalite düşüncesinin ilk tohumları kadim dinlerden Zerdüştilik de &#8220;Ahura Mazda &#8221; ve &#8220;Ehrimen&#8221; arasındaki mücadele üzerine kurulduğu söylenir. İyiyle kötünün mücadelesinde taraf tutacaksınız&#8230; İyiyle olursanız farklı, kötüyle olursanız farklı&#8230; Daha sonraki dinlerde de dualite belirleyici bir kalıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://yavuzcekirge.com/wp-content/uploads/2010/09/Antalya-Müzesi-1-Eylül-2010-002.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1848" title="Antalya Müzesi 1 Eylül 2010 002" src="http://yavuzcekirge.com/wp-content/uploads/2010/09/Antalya-Müzesi-1-Eylül-2010-002-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Evet mi ? Hayır mı ?</p>
<p>Günlük yaşamda her şey &#8220;dualite&#8221; üzerine kurulu.</p>
<p>İyi, kötü&#8230; Ekşi , tatlı&#8230;..</p>
<p>Düalite düşüncesinin ilk tohumları kadim dinlerden Zerdüştilik de &#8220;Ahura Mazda &#8221; ve &#8220;Ehrimen&#8221; arasındaki mücadele üzerine kurulduğu söylenir.</p>
<p>İyiyle kötünün mücadelesinde taraf tutacaksınız&#8230;</p>
<p>İyiyle olursanız farklı, kötüyle olursanız farklı&#8230;</p>
<p>Daha sonraki dinlerde de dualite belirleyici bir kalıp olarak ortaya çıkıyor.</p>
<p>Bir yol ayırımıyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Bir tercih yapmak durumundasınız..</p>
<p>Tercih edeceksiniz. İyiyi kötüden ayırt etmek zorundasınız&#8230;</p>
<p>Üçüncü bir yok yok . Geriye kalan tüm ihtimaller kapalı.. daha doğrusu kapatılmış durumda.</p>
<p>Yaşadığımız cumhuriyetin en temel sorunlarından biri de bu dualite. Birey hak ve özgürlüklerinin teminat altına alındığı hukuk düzenini kuruluşundan bu yana hukuku hiçe sayarak yıllarca sulandırıp bir devlet diktatörlüğü haline getiren CHP şimdi  hiç bir sorumluluğu yokmuş gibi bir söylem içinde .</p>
<p>Bu referandum saçmalığının  baş sorumlusu aslında CHP &#8216;dir. Millet meclisinde anayasa tartışmaları sırasında siyaset değişikliği yaparak AKP &#8216;yi masaya oturtmayı başaramayan CHP şimdi yaklaşık sekiz yıldır ülkede her konuyu tek başına çözmeye çalışan AKP nin çizgisini etkileme gücüne de sahip değil.</p>
<p>Bu referandumun bu cumhuriyetin hiç bir demokrasi sorununu çözemeyeceği de ortadayken,  yine de berrak bir görüntü yok.</p>
<p>Türkiyede yüz yıl gecikmeyle de olsa &#8220;Modernite&#8221;nin öncülüğünü yapan parti CHP, artık ciddi anlamda köhneyen yapısı ve tutarsız programı, sivil toplum örgütleriyle bağını tamamiyle yitirmiş olarak halktan kopuk bir siyaset peşinde koşuyor.</p>
<p>Bu referandumun ana sonucu AKP &#8216;nin 2012 seçimleri öncesinde yapacağı kamuoyu yoklamasını gösterecek olmasında yatmaktadır.</p>
<p>AKP elde ettiği % 40 oranını daha da yukarılara taşıyacak olan formülün peşindedir.</p>
<p>Referandum kampanyasında AKP &#8216;nin ana stratejisi, AB ekseninde demokrasi ve kişisel özgürlükleri savunan  anti militarist anti elitist ve popülist bir parti çizgisini seçmene göstermesiyle ortaya çıkmaktadır. Rakipleri olan partiler bu ters  psikolojik adımda sınıfta kalmış görünüyorlar.</p>
<p>CHP ve MHP nin &#8220;hayır&#8221; oylarının % 30 civarında kalacağı tahmin edilmektedir.</p>
<p>AKP&#8217;nin esas hedefinin  % 17 lik Kürt seçmenin oylarını kendi tarafına çekmek olduğu artık anlaşılmıştır.</p>
<p>AKP &#8216;ni başlattığı Ergenekon, Yargıtay  ve askeri darbe  kampanyalarının bedeli zaten CHP,  MHP &#8216;ye  çıkarılmıştır.</p>
<p>12 Eylül&#8217;de sandığa oy kullanmak üzere gidecek olan  seçmenin görevi  artık  anayasa maddeleri için değil  siyasi olarak AKP &#8216;ye &#8220;Evet&#8221; ya da &#8220;Hayır &#8221;  haline dönüştürülmüştür. Bu bir anlamda erken seçim haline getirilmiştir.</p>
<p>CHP &#8216;yi ve MHP &#8216;yi bu başarılarından ötürü kutlamak gerekir.</p>
<p>Artık mızrak çuvaldan çıkmıştır. Darbecilere yargı yolu,  &#8221;Kürt Sorunu&#8221; , &#8220;Alevi Sorunu&#8221; masaya yatırlmıştır. Kürtlere özerklik verilmesi yani vilayet sistemine geçişe karşı çıkan kesimler aynı zamandabir Osmanlı refleksiyle Alevi özerkliğine de karşı çıkmaktadırlar.</p>
<p>12 Eylül sonrasında Türkiye çok daha farklı bir döneme girecektir.</p>
<p>Referandumda oylanacak olan maddelerin neler olduğunu hatırlamakta yarar var:</p>
<ul>
<li>Kanun önünde eşitlik</li>
<li>Kişisel verilerin gizliliği</li>
<li>Yerleşme ve seyahat Hürriyeti</li>
<li>Ailenn korunması</li>
<li>Birden fazla sendikaya üye olma,memurlara toplu sözleşme,grev hakkı.</li>
<li>Kamu denetçisine başvuru Hakkı</li>
<li>Askere Yargı Yolu</li>
<li>Anayasa Mahkemesi Yapısı</li>
<li>Askeri Yargı</li>
<li>Hakimler ve Savcılar Yüksek kurulu</li>
<li>12 Eylül darbecilerine yargı yolu</li>
</ul>
<p><a href="http://yavuzcekirge.com/wp-content/uploads/2010/09/Antalya-Müzesi-1-Eylül-2010-001.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1847" title="Antalya Müzesi 1 Eylül 2010 001" src="http://yavuzcekirge.com/wp-content/uploads/2010/09/Antalya-Müzesi-1-Eylül-2010-001-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yavuzcekirge.com/?feed=rss2&amp;p=1846</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır Zindanı</title>
		<link>http://yavuzcekirge.com/?p=1826</link>
		<comments>http://yavuzcekirge.com/?p=1826#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 10:11:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sunsun34</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cumhuriyet ve Demokrasi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yavuzcekirge.com/?p=1826</guid>
		<description><![CDATA[Diyarbakır Hapishanesinin yıkılacağı sözü verildi&#8230; İşkence merkezleri arasında sırabaşı olduğu için mi? Bu hapishanede Kürtlere işkence edildiği için mi? Yoksa Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kara bir leke gibi duran bir demokrasi ayıbı olduğu için mi? Hangi gerekçeyle olursa olsun; devletin en yetkili kişisinin yani başbakanın, yirmi bin kişiye hitaben dün Diyarbakır meydadında yaptığı konuşmada Diyarbakır Hapishanesi&#8217;nde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://yavuzcekirge.com/wp-content/uploads/2010/09/Diyarbakır-Cezaevi-A.jpg"><img class="size-full wp-image-1837 alignleft" title="Diyarbakır Cezaevi A" src="http://yavuzcekirge.com/wp-content/uploads/2010/09/Diyarbakır-Cezaevi-A.jpg" alt="" width="240" height="160" /></a></p>
<p>Diyarbakır Hapishanesinin yıkılacağı sözü verildi&#8230;</p>
<p>İşkence merkezleri arasında sırabaşı olduğu için mi?</p>
<p>Bu hapishanede Kürtlere işkence edildiği için mi?</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-1838" title="cezaevi_parmaklik2" src="http://yavuzcekirge.com/wp-content/uploads/2010/09/cezaevi_parmaklik2.jpg" alt="" width="300" height="200" /></p>
<p>Yoksa Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kara bir leke gibi duran bir demokrasi ayıbı olduğu için mi?</p>
<p>Hangi gerekçeyle olursa olsun; devletin en yetkili kişisinin yani başbakanın, yirmi bin kişiye hitaben dün Diyarbakır meydadında yaptığı konuşmada Diyarbakır Hapishanesi&#8217;nde işkence görenleri anması ve hapishanenin yıkılacağı sözünü vermesi çok anlamlıdır :</p>
<p><em>&#8220;Her birimiz tek tek o lağım suyunun içine indiriliyorduk. Lağımın içinde nefesimiz kesilene kadar tutuluyorduk. Diyarbakır Cezaevi&#8217;nde yatan herkes yaşadı bunu. O pisliği içmedim, yemedim diyen gururu yüzünden yalan söylüyordur. . Kıştı, bir hafta boyunca gece o beton avluda suyun içinde yatırıldık. İhtiyacımızı suyun içinde yapıp, ısınmaya çalışıyorduk. Her koğuşta hoparlör vardı. Her gün cezaevinin amiri olan yüzbaşının konuşmasını esas duruşta bir saat dinliyorduk&#8230;.</em></p>
<p><em>Bedii Tan ayakta duramıyordu. Kafasından bir bidon soğuk su boşalttılar. Yere yığıldı. Kalkması emredildi. Duvara tutunarak güçlükle kalktı. Kalkmasıyla beraber, gardiyan bir tekvando hareketiyle dönüş yaptı ve botunun tabanını Bedii Tan&#8217;ın göğsüne indirdi. Adamcağız kafa üstü yere düştü. Bedii Tan öldükten sonra koğuşa bir hâkim yüzbaşıyla asteğmen geldi. Bize, &#8216;Bedii Tan koğuşa gelmeden önce ishale yakalanmıştı. Bağırsak enfeksiyonundan öldü&#8217; diye bir ifade imzalattılar.</em><em> </em><em>&#8220;</em></p>
<p><em><strong>Kaynak:</strong> </em><em>12 Eylül döneminde tutuklanıp Diyarbakır Cezaevi&#8217;nde üç yıl işkence gören Selim Dindar&#8217;ın  Neşe Düzel &#8216;e anlattıklarının yayınlandığı </em><a href="http://www.diyarbakirzindani.com/"><em>http://www.diyarbakirzindani.com</em></a><em> web sitesinden alınmıştır.</em></p>
<p><em><a href="http://yavuzcekirge.com/wp-content/uploads/2010/09/diyarbakır1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1833" title="diyarbakır" src="http://yavuzcekirge.com/wp-content/uploads/2010/09/diyarbakır1.jpg" alt="" width="251" height="201" /></a><br />
</em></p>
<p><em><span style="font-style: normal;">Cezaevinin yıkılacağı sözünü başbakan  veriyor. </span></em></p>
<p><em><span style="font-style: normal;">Yıkılması yerine acaba orası bir müzeye dönüştürülemez mi?</span></em></p>
<p><em><span style="font-style: normal;"><br />
</span></em></p>
<p><em><span style="font-style: normal;">İşkence suçunun lanetlendiği, gelecek kuşaklara ibret olması amacıyla demokrasi ve insan hakları değerlerinin vurgulandığı, işkencenin ve işkencecilerin, etnik ve dini ayırım yapanların lanetlendiği bir kültür merkezi&#8230;.</span></em></p>
<p><em><span style="font-style: normal;">Böylelikle bundan böyle artık Türkiye  cumhuriyetinin tüm devlet görevlilerinin  demokrasi ve insan haklarına saygılı olacağının kanıtı olabilirdi&#8230;</span></em></p>
<p><em><span style="font-style: normal;"><br />
</span></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yavuzcekirge.com/?feed=rss2&amp;p=1826</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Antalya National Golf Club</title>
		<link>http://yavuzcekirge.com/?p=1808</link>
		<comments>http://yavuzcekirge.com/?p=1808#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 20:07:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sunsun34</dc:creator>
				<category><![CDATA[Golf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yavuzcekirge.com/?p=1808</guid>
		<description><![CDATA[Sıcaklardan ve artık dayanılmaz hale gelen şehir gürültüsünden  kaçıp saklandığımız bir huzur köşesi Antalya, National Golf Club. Doğaya saygılı bir mimar tarafından inşa edilen bu saha bitki, kuş ve diğer canlıların da sığınağı haline gelmiş durumda. Kulüp sahibi Bülent Göktuna&#8217;dan dinlemiştim. Malezya&#8217;dan özel olarak balık getirtmiş. Sivrisinek yumurtasıyla beslenen balıklar. Yeni Gine kazları , kızıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://yavuzcekirge.com/wp-content/uploads/2010/09/Resim-006.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1809" title="Antalya " src="http://yavuzcekirge.com/wp-content/uploads/2010/09/Resim-006-300x213.jpg" alt="" width="300" height="213" /></a></p>
<p>Sıcaklardan ve artık dayanılmaz hale gelen şehir gürültüsünden  kaçıp saklandığımız bir huzur köşesi Antalya, National Golf Club.</p>
<p>Doğaya saygılı bir mimar tarafından inşa edilen bu saha bitki, kuş ve diğer canlıların da sığınağı haline gelmiş durumda.</p>
<p><a href="http://yavuzcekirge.com/wp-content/uploads/2010/09/Fotoğraf0025.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1855" title="Nasyonel 8 " src="http://yavuzcekirge.com/wp-content/uploads/2010/09/Fotoğraf0025-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Kulüp sahibi Bülent Göktuna&#8217;dan dinlemiştim. Malezya&#8217;dan özel olarak balık getirtmiş. Sivrisinek yumurtasıyla beslenen balıklar. Yeni Gine kazları , kızıl sincap ve bazı kuş türleri de ithal edilmiş.</p>
<p><a href="http://yavuzcekirge.com/wp-content/uploads/2010/09/Fotoğraf0031.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1856" title="Nasyonel 18 " src="http://yavuzcekirge.com/wp-content/uploads/2010/09/Fotoğraf0031-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Bayram öncesinde kısa bir süre için de olsa bu doğal cennetin tadını çıkarıyorum.</p>
<p>Doğa ve biz dengedeyiz.</p>
<p>En azından bayrama kadar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yavuzcekirge.com/?feed=rss2&amp;p=1808</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Likya Yolu&#8217;nda bir durak&#8230;Mercan Koyu.</title>
		<link>http://yavuzcekirge.com/?p=1789</link>
		<comments>http://yavuzcekirge.com/?p=1789#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 18:40:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sunsun34</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yavuzcekirge.com/?p=1789</guid>
		<description><![CDATA[Fethiye civarlarında Mercan Koyu’ nda turistlerin ve doğal yaşam tutkunlarının gittiği özel bir kamptan söz edildiğini duyduk. Bir arkadaşımızın kızı orada çalışıyormuş. Hem de boğaz tokluğuna. Yaz kış orada kalıyormuş. Sedir ağaçlarının denize kadar indiği sarp kayaların arasındaki masmavi koyu elimizle koymuş gibi bulabilir mişiz . Nitekim öyle de oldu. Elimizle koymuş gibi bulduk. Yukarıdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_5h2EY2l6Fjw/THlY2-KeEfI/AAAAAAAABW0/B94jJthGTII/s1600/Antalya+090.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5h2EY2l6Fjw/THlY2-KeEfI/AAAAAAAABW0/B94jJthGTII/s400/Antalya+090.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510533320487604722" /></a>
<div style="background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: rgb(255, 255, 255); font: normal normal normal 13px/19px Georgia, 'Times New Roman', 'Bitstream Charter', Times, serif; padding-top: 0.6em; padding-right: 0.6em; padding-bottom: 0.6em; padding-left: 0.6em; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium; ">
<p>Fethiye civarlarında Mercan  Koyu’ nda turistlerin ve doğal yaşam tutkunlarının gittiği özel bir kamptan söz edildiğini duyduk.</p>
<p>Bir arkadaşımızın kızı orada çalışıyormuş.  Hem de boğaz tokluğuna. Yaz kış orada kalıyormuş. Sedir ağaçlarının denize kadar indiği sarp kayaların arasındaki  masmavi  koyu elimizle koymuş gibi bulabilir mişiz .</p>
<p>Nitekim öyle de oldu. Elimizle koymuş gibi bulduk. Yukarıdan bakılınca bir su kabağına benziyordu koyun biçimi.  Dağdan aşağıya kumsala kadar inen sedir ağaçlarının arasına saklanmış gibi duran  taşdan  ve ağaçtan yapılmış  kulübeler vardı.</p>
<p>Altın rengindeki doğal kumsal ise bomboş metrelerce uzanıp gidiyordu. Koya hakim bir tepeye kurulmuş köyün çok hünerli ustaların elinden çıkmış taş evleri arasında ilk bakışta hemen eski bir bir kilise olduğu anlaşılan yapının avlusunda  tahtaları kararmış sandalye ve masalarıyla köyün tek  kahvesi vardı. Mermer ve granit karışımı taşlardan yapılmış istinat duvarı üç dört  iri gövdeli sedir ağacıyla tamamlanmıştı.</p>
<p>Sedir ağaçları arasından dökülen şelale  köpükler saçarak kendi açtığı  gölete dökülüyordu. Göletin suyu ilerde kumsalın orada denize ulaşıyordu. Bu kilise avlusunun yıllar önce bu şelalenin ayağına ve manzaraya hakim tepenin yamacına yapılmasında mutlaka farklı bir anlam yatıyor olmalıydı.</p>
<p>Kumsaldan ya da  şelalenin döküldüğü yerden  toplanmış siyah ve beyaz yuvarlak taşlarla bir mozaik gibi işlenerek kaplanan zeminde av hayvanları ve avcı resimleri işlenmişti.</p>
<p>Duvarın kenarında  oturan iki kişinin konuşmalarını duyuyordum. Giyimlerinden ve konuşma tarzlarından büyük şehirlerden tatillerini orada geçirmeye gelen  entelektüel  kişiler   oldukları anlaşılıyordu.</p>
<p>Konuşmalarından çıkardığım kadarıyla biri kültür tarihçisiydi diğeri de arkeolog Mercan  Koyu&#8217;nda Annika&#8217;nın paniyonunda kalıyorlarmış. :</p>
<p>Sidyma Köyü (1) ve Mercan Koyu neredeyse birbiriyle aynı kaderi paylaşan insanların  uğrak yeri olma yolunda iki üç yıldır epey mesafe almıştı. Köylülerin bir kısmı  bu durumdan  memnun, diğer kısmı ise  memnun değilmiş. Daha doğrusu memnun olmayanlar çoğunluktaymış.</p>
<p>Köylerinin civar tatil kasabaları gibi çok kısa sürede turist merkezi haline gelip arazilerinin değerinin kat be kat yükseleceği rivayetini dinleyerek geceleri rüyalarında olur olmaz hayaller kuran orta yaşlı adamlar  köy kahvesinde sık sık Annika ‘nın kampını konuşur olmuş.</p>
<p>Koya her yıl daha fazla gelen turistlerin çoğu köy kahvesinin bu muhteşem terasında bir çay içmeden aşağıya inmezmiş.  Bir süre sonra kahvede bira, şarap ve diğer içkiler de  satılmaya  başlanmış. Köyün yaşlıları ve tutucu ahalisi buna içerlese de pek seslerini çıkarmazlarmış.</p>
<p>Nihayetinde binlerce yıldır tüm Akdeniz ve Ege’ de ünlü şarapların  yapıldığı  bağların  bulunduğu vadinin kenarında bulunan   bir Likya köyü olarak şarabı yasaklamak da pek doğru  olmazmış.</p>
<p>Bu köyün ahalisinin büyük çoğunluğu zaten kökleri oldukça gerilere kadar giden bölge ahalisiyle hiç bitmeyen savaşlar ve  zulümden kaçan göçmenlerin karışımından oluşuyordu.</p>
<p>Selçuklu ve Osmanlı  döneminde     müslüman olan Rum, Ermeni ve Yahudilerden oluşmaktaymış. O zamanlar yedi bine varan nüfusuyla bir kasaba kadar büyüyen bu köyün akil adamları kiliseleri ve havraları  cami ve mescidlere  dönüştürmüş, isimlerini de türkçeleştirmişler. Binlerce  yıldır hiç değişmeyen kılıç ve inanç dengesi yeniden sağlanmış ve bu acı çeken eski Anadolu halkı yaşama ve nefes alma imkanı bulmuş.</p>
<p>İsveçli Annika, gençlik yıllarında çok acı veren  bir ilişkiden sonra   sırt çantası ve uyku tulumuyla buralara bir arkeolog grubuyla keşif yapmak ve huzur aramak üzere gelmiş.</p>
<p>Köyde aylarca kalmış. Tepelerde yüzlercesi bulunan Likya mezarlarını büyük bir merakla keşfeden uluslararası grubun arasında yer almış, geceleri mezarların içinde bile uyumuş, kumsalda ateş yakmış, çırılçıplak denize girmiş, ot içmiş, onunla yatmak  isteyen  erkeklerin arasından gözünün tuttuklarına da zaman zaman  hayır dememiş.</p>
<p>Köyün ahalisinin çok farklı olduğunu fark etmekte de gecikmemiş. Gizli ibadetlerine katılmış, yortu günlerinde törene yardım etmiş. Bu ikili yaşamın ruhunda kopan fırtınalara iyi geldiğini fark etmiş. Yaşama arzusuyla ve her şeye yeniden başlamak isteğiyle bu güzel insanlara teşekkür edip memleketine dönmüş.</p>
<p>Yıllar sonra yaşama  yeniden dört elle sarılmış ve yeni bir çevre kurmuş,üniversitede bir okutmanlık görevi bulmuş. Bir adama aşık olup evlenmiş. İki yıl sonra deliler gibi sevdiği hayatının tek ışığı sandığı, kalbinin sahibi ve varlığının  anlamı kocasıyla   en yakın kız  arkadaşını kendi yatağında  yakaladığı anda önce rüya gördüğünü sanmış, sonra  evden çıkıp en yakın Krog’a kendini zor atmış. Üçüncü kadeh vodkadan sonra barmenin şaşkın bakışlarına aldırmadan şişeyi alıp  arka tarafdaki yarı loş masalardan birine  sığınmış. Yaşlı barmen başını iki yana sallayıp Annika’nın  masasına bira  ve salatalık turşusu ve peynir  götürmüş.</p>
<p>Annika yaşlı  barmene gülümsemiş, gençlik yıllarında kırılan kalbini tedavi ettiği Fethiye Mercan Koyu’nu anlatmaya başlamış.Yaşlı barmen de oraya gidip bir daha geriye dönmemesini öğütlemiş.  </p>
<p> Annika ,Muğla’nın  küçük bir köyünde “Labranda” antik kentinde kazı çalışmaları yapan Lund Üniversitesi’nden tanıdığı arkeoloji rofesörünün   yardımını istemiş, epey  uğraştıktan sonra da  Mercan Koyu’nda bir kişisel gelişim merkezi ve kamping açma iznini yetkililerden almayı başarmış.  </p>
<p>Bu kişisel gelişim merkezinin kısa hikayesi de &#8220;kırık kalpler&#8221; ana teması üzerine kuruluymuş. Bunu kampa her gelen peşin olarak bilirmiş.Gelenler de çoğunlukla kalpleri kırık tadavi olmak isteyenler olurmuş. Koya hakim tepelerde Mayıs ayının ortalarında açan çiçeğin yapraklarından yapılan çayınn ve kayalıkların altında yetişen mercanlardan yapılan kolyelerin  kırık kalplere iyi geldiği  de söylenirmiş.</p>
<p>( &#8220;Öteki 12 Mart&#8221; Romanı&#8217;ndan bir alıntı. )</p>
<p>(1)<span class="Apple-style-span" style="line-height: normal; color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, helvetica; font-size: 11px; "><b><span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;font-size:85%;">Sidyma : </span></b></span><span class="Apple-style-span" style="line-height: normal; color: rgb(51, 51, 51); font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small; ">Fethiye &#8211; Kaş yolu üzerinde, Eşen&#8217;den ayrılan bir yoldan 17 km sonra  Sidyma ören yerine ulaşılır. Fethiye&#8217;ye 55 km olan Sidyma&#8217;nın eski tarihi pek bilinmemekle beraber &#8230;&#8230;..</span></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yavuzcekirge.com/?feed=rss2&amp;p=1789</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Askeri kontrol eden Roma’yı yönetir”</title>
		<link>http://yavuzcekirge.com/?p=1788</link>
		<comments>http://yavuzcekirge.com/?p=1788#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2010 06:46:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sunsun34</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yavuzcekirge.com/?p=1788</guid>
		<description><![CDATA[Yirmi asırdan fazla süren Roma İmparatorluğu 500 yıllık bir cumhuriyet tecrübesi yaşamıştır. ilk yıllarında Anadolu’ kent cumhuriyetlerinden etkilenerek “Res Publica” eğilimine girmiş olsa da ; cumhuriyetinin yıkılıp diktatörlüğe geçişinin ve giderek imparatorluğu yıkan esas sorunun askerlerin geniş çapta taraf tuttuğu Patrici &#8211; Pleb kavgaları olduğu söylenir. MÖ 700 yıllarında kurulan ve 1453 yılında İstanbul’un fethiyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_5h2EY2l6Fjw/TF0C5dygKZI/AAAAAAAABWU/E43CE9i1PXg/s1600/askerler.png"><img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 325px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_5h2EY2l6Fjw/TF0C5dygKZI/AAAAAAAABWU/E43CE9i1PXg/s400/askerler.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5502557505988864402" border="0" /></a>
<p>Yirmi asırdan fazla  süren Roma İmparatorluğu 500 yıllık bir  cumhuriyet tecrübesi yaşamıştır.  ilk yıllarında Anadolu’ kent  cumhuriyetlerinden etkilenerek “Res Publica” eğilimine girmiş olsa da ;  cumhuriyetinin yıkılıp diktatörlüğe geçişinin ve giderek imparatorluğu   yıkan esas sorunun  askerlerin geniş çapta taraf tuttuğu Patrici  &#8211;  Pleb  kavgaları olduğu söylenir.</p>
<p>MÖ 700 yıllarında kurulan ve 1453 yılında İstanbul’un fethiyle sona  eren 2153 yıllık muazzam bir coğrafyaya yayılmış bulunan bu  imparatorluğun etnik, dil, din çeşitliliği çok farklı bir devlet  idaresini gerektiriyordu. İmparatorluğun tek bir resmi dini, ya da tek  bir resmi dili yoktu. Devletin beş ayrı resmi dini olduğu gibi bir o  kadar da resmi dili vardı.</p>
<p>İmparatorluğun geniş coğrafyasında söz sahibi olan “Patrici” adı  verilen seçkinler sınıfı,  senatoyu yöneten asiller, zengin tüccarlar   ve bürokratlardan oluşuyordu.  Halk diye nitelendirebileceğimiz “Pleb”  ler ise çoğunluğu oluşturan ve İmparatorluğun çimentosu olarak  adlandırabileceğimiz çok kültürlü, çok dilli, çok dinli geniş halk  kitleleriydi. Plebler Roma vatandaşı olarak “Halk Meclisi” ne üye  olabiliyorlardı., ancak bu meclisin yürütme erkini kullanma anlamında  etkisi sınırlıydı; tavsiye kararları alabiliyorlardı.Yürütme erkini  bünyesinde toplayan senatoda söz sahibi değillerdi. Populus Romanus bir  göz boyamaktan ibaretti.</p>
<p>Kırallığın devrilmesiyle MÖ 509 da ilk cumhuriyet kuruldu ve Jül  Sezar ‘ın orduyu bir tehdit unsuru olarak kullanmasıyla ilk diktatörlük  deneyimini yaşadı ve daha sonra da tamamiyle diktatörlük sistemine  geçti. Populus Romanus (Halk Meclisi)  bir yıl süreyle görev yapacak  olan iki konsülü (Bugünkü devlet başkanlığı )  belirliyorlardı. Önceleri  imparatorluğun bir yıllık idaresi iki konsül tarafından rahatlıkla  yürütülürken, genişleyen imparatorluk coğrafyası yeni konsüllerin  atanmasını gerekli kıldı. Konsül sayısının ona hatta on ikiye   yükseldiği dönemler de vardır.</p>
<p>Asillerin senatodaki güçlerini kullanarak toplanan vergileri ve diğer  ekonomik unsurları kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye  başlamasıyla birlikte cumhuriyet rejiminde ilk sarsıntılar hissedilmeye  başlar. Rüşvet ve yolsuzluklar imparatorluğun bürokrasisini çürütmeye  başlar.</p>
<p>Roma İmparatorluğu’nda asker sınıfı her zaman önemli bir rol  oynamıştır. Lejyonların idaresini gerçekleştiren generallerin senato  üyeleriyle kurdukları ilişkiler her dönemde etkili olmuştur.</p>
<p>“Askeri kontrol eden Roma’yı yönetir” sözü ünlüdür.</p>
<p>Asker hiç bir vakit tam olarak “Pleb” yani halk tarafında olmamış hep  ” Patrici” etkisinde kalmıştır. Bunda verilen rüşvetlerin çok büyük bir  önemi olmasına karşılık generallerin verimli topraklarda bir valilik  elde etme istekleri de vardır. Geniş imparatorluk topraklarında verimli  bir bölgenin valisi olmak bir kral olmak kadar değerliydi.</p>
<p>Askerin bir kurum olarak geniş topraklara yayılmış olması beraberinde  bir çok problemi de getiriyordu. Roma dışında bulunan lejyonların  idaresi siyasi olarak senato üyelerinin yani konsüllerin iki dudağı  arasındaydı. Konsüller siyasete askeri karıştırarak kendilerine güç  sağlamaya başladıkları zaman da zaten cumhuriyetin sonu gelmişti.</p>
<p>Cumhuriyetin en büyük savunucularından ve bir dönem konsüllük yapan  Marcus Tullius Cicero’nun yaşamı Roma cumhuriyetinin tarihidir…</p>
<p><span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';">(Marcus Tullius Cicero, </span></span><span class="Apple-style-span" style="line-height: 19px; "><span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';">M.Ö. 43 yılının 7 Aralık günü başı kesilerek idam edildi. Başı  Rostra&#8217;da halka teşhir edildi, elleri ise Senato binasının kapısına çivilendi.)</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yavuzcekirge.com/?feed=rss2&amp;p=1788</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kandil</title>
		<link>http://yavuzcekirge.com/?p=1787</link>
		<comments>http://yavuzcekirge.com/?p=1787#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Jul 2010 06:47:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sunsun34</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yavuzcekirge.com/?p=1787</guid>
		<description><![CDATA[Telefonunuza akşam üstü bir mesaj düşüyor. Falanca şirket ve filanca kuruluş kandilimizi kutluyor. Nedir Kandil? İslam dini açısından bakıldığında farklı görüşlerin ileri sürüldüğü tartışmalı kutsal günler. “Kandil” geceleri konusunda çok farklı kaynaklardan bilgi derlemek mümkündür. Yolda eve doğru yürürken bir restoranın camında şu ibareyi görürsünüz: “Kandil gecesi dolayısıyla kapalıyız.” Köşebaşında renkli kağıtlara sarılmış kandil simitleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_5h2EY2l6Fjw/TE6BkFVKtUI/AAAAAAAABWM/UucRrl1dl3Q/s1600/DSC00045.JPG"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_5h2EY2l6Fjw/TE6BkFVKtUI/AAAAAAAABWM/UucRrl1dl3Q/s400/DSC00045.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5498474651972187458" /></a>
<p>Telefonunuza akşam üstü bir mesaj düşüyor. Falanca şirket ve filanca kuruluş  kandilimizi kutluyor.</p>
<p>Nedir Kandil?</p>
<p>İslam dini açısından bakıldığında farklı görüşlerin ileri sürüldüğü  tartışmalı kutsal  günler.</p>
<p>“Kandil” geceleri konusunda çok farklı kaynaklardan bilgi derlemek  mümkündür.</p>
<p>Yolda eve doğru yürürken bir restoranın camında şu ibareyi görürsünüz:</p>
<p>“Kandil gecesi dolayısıyla kapalıyız.”</p>
<p>Köşebaşında renkli kağıtlara sarılmış kandil simitleri satılmakadır.  Camilerin minarelerindeki tüm ışıklar yanmaktadır…</p>
<p>Diğer dinlerde olduğu gibi İslam dininin belirli mezheplerinde o mezhebin  inanışı doğrultusunda  özel dualar edilmesi, özel ritüeller uygulandığı kandil  geceleri son yıllarda bazı TV’ kanallarında da naklen yayınlanmaktadır. </p>
<p>Falanca camiiden yapılan naklen yayında hafızların bir örnek giysileri ve  takkeleriyle Türkçe olmasına karşın yıllar içinde daha “makbul” kabul edilen  Arapça vurgusuyla  okudukları “Mevlid”  ve takkeleri başlarında öfkeli bakışlı  yetişkin dinleyici erkekler. Genellikle naklen yayınlarda bayanları görmek  mümkün olmuyor..</p>
<p>Dinler arasında “Yortu” , “Şabat”, gibi tanımlar kullanılan özel dini günler  her ülkede farklılık göstermesine karşın belirli bir benzerlik ve paralelik de  taşırlar. Yahudi, Hıristiyan ve İslam dini geleneklerinin benzer yanları içinde  de olurlar. İmparatorluk günlerinde birbiri ardından gelen özel günler sosyal  yaşamın vazgeçilmez olgusu olagelmiştir. Müslüman mahallesinden koşmaya başlayan  neşeli çocuklar Hıristiyan mahallesine oradan da Yahudi mahallesine çığluklar  atarak koşuşurlar, kendilerine ikram edilen yiyecekleri hep birlikte midelerine  indirip oyunlarına devam ederler.</p>
<p>İslamda “Sünni” geleneğe göre kutsal kabul edilen gecelerin zaman içerisinde  gece boyunca ibadet etme olanağına dönüşmesi çok sonraları gerçekleşmiştir. Bu   konuda bir alıntı yaparsak: (Türkçe Bilgi Ansiklopedisi)</p>
<p><em>“Kandil gecelerinden Kadir gecesi dışındaki gecelerin kutsallığı hakkında  Kuran’da herhangi bir bilgi bulunmaz. Hz. Muhammed kandil geceleri konusunda  hiçbir şey iletmemiştir. Zaten Mevlit kutlaması hicretten 300 yıl sonra  Mısır’da, Fatimiler döneminde, Miraç, Regaip ve Berat gecelerinin kutlanması ise  400 yıl sonra Kudüs’te başlamıştır.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Müslümanlığın başlangıcından asırlar sonra ortaya çıkan bu gecelerin  kutsallaştırılma olayına, bu gecelerde fazladan yapılan ibadetlere ve toplu  namazlara İslam bilgin ve hukukçularının çoğu karşı çıkar. Bunların dinin bir  parçasıymış gibi görülmesini ve bu yönde topluma yapılan zorlamaları kabul  etmezler.</em></p>
<p>Kutsal günlere ve gecelere hemen hemen her hiyerofanide rastlanır.</p>
<p>Sünni islam geleneğinde  Berat Kandili olarak adlandırılan bu gecenin çok  farklı yorumları bulunmaktadır. Sünni inananlar bir  yılın bitip öbür yılın  başladığı bu dönem için Allah’tan Berat  isterler. “günahlardan arınma ,af  dileme gecesi”  Şaban ayının 15. gecesine tekabül etmektedir. Hadislere göre  inananın bir yıllık yazgısının o gece kararlaştırıldığına inanılmaktadır.</p>
<p>Şii geleneğinde ise bu gecenin İmam Mehdi ‘nin doğum günü olduğuna  inanılmaktadır.</p>
<p>İstanbul’un ve İzmir ‘in eski semtlerinde doğup büyüyenler  çok dinli, çok  dinli bir imparatorluğun geriye kalan sosyal yaşamının gereği üç dinde tüm özel  günlerin  aynı şevkle kutlandığı neşeli anıları taşımaktadır. Bayram,Paskalya,  kandil  ve yortu günlerinde evden eve yayılan neşeli çocuk çığlıklarının renkli  dünyasını özleyen ve arayanlar kaybolan bir hoşgörü dünyasını yaşamış olmanın  ayrıcalığıyla yürüyüp giderler…</p>
<p>Her geçen gün etkisini toplum üzerinde artıran Sünni resmi görüş Kur’an ‘da  yer almayan yaptırımları da beraberinde taşıyarak neşeli günleri korku günlerine  dönüştürmektedir. İmparatorluk günlerinin neşeli kandil geceleri, giderek git  gide koyulaşan Arapça aksanıyla TV lerde naklen yayınlarında gördüğümüz,   yetişkin ve kızgın bakışlı erkeklerin  dünyasına dönüşmektedir.</p>
<p>Sevgi, hoşgörü, neşe ve barış dolu olması amaçlanan kutsal günler, artık  çatık kaşlı yetişkin erkeklerin öfkeli bakışlarıyla korku bulutlarıyla  kararmaktadır..</p>
<p>Kandil geceleri artık ellerinde kandil simitleriyle top oynayan neşeli çocuk  çığlıklarına  kapalı….</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yavuzcekirge.com/?feed=rss2&amp;p=1787</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yargı Madurları</title>
		<link>http://yavuzcekirge.com/?p=1786</link>
		<comments>http://yavuzcekirge.com/?p=1786#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 09:31:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sunsun34</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yavuzcekirge.com/?p=1786</guid>
		<description><![CDATA[Gözyaşları sel olmuş akarken düşünüyoruz. Tüm darbecilerin yargılanacağı günü bekliyen çok acı çekmiş madur olmuş aileler var. Yargının yolunu açacağını vaad eden AKP acaba referandumda ‘evet’ oyu verirsek nereye kadar gidecek? Yargıyı siyasetten arındırabilecek mi? Cumhuriyetin kurulduğundan bu yana haksız yere verilen &#8220;siyasi&#8221; idam ve hapis kararlarını yeniden gözden geçirecek bir yargılama ve düzeltme yapılabilecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_5h2EY2l6Fjw/TEa-rzLmX8I/AAAAAAAABWE/Wb1PpmCrRAc/s1600/smyr-kordonboyu.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_5h2EY2l6Fjw/TEa-rzLmX8I/AAAAAAAABWE/Wb1PpmCrRAc/s400/smyr-kordonboyu.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5496290054934781890" /></a><br /><span class="Apple-style-span"   style="  color: rgb(51, 51, 51); line-height: 22px; font-family:Arial, Verdana, sans-serif;font-size:13px;">
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Gözyaşları sel olmuş akarken düşünüyoruz.</span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Tüm darbecilerin yargılanacağı günü bekliyen çok acı çekmiş  madur olmuş aileler var. </span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Yargının yolunu açacağını vaad eden AKP acaba referandumda ‘evet’ oyu verirsek  nereye kadar gidecek?</span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Yargıyı siyasetten arındırabilecek mi? </span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Cumhuriyetin kurulduğundan bu yana haksız yere verilen &#8220;siyasi&#8221; idam ve hapis kararlarını yeniden gözden geçirecek bir yargılama ve düzeltme yapılabilecek mi?</span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Kenan Evren’in ve diğer gayretkeş generallerin  işlediği tarif edilemez suçlar yargılanırken, 27 Mayıs ve 12 Mart ve 12 Eylül ve tüm darbecilerinin yargılanacağı bir yargı yolundan mı söz ediliyor?</span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Bilmiyoruz.</span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Bildiğimiz bir şey var. O da yayınlanan istatistikler.</span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Ben devletin kayıtlarında bu konuda resmi bir belge görmedim ama aşağıdaki site 1920-2000 yılları arasında infaz edilen idam yargıları  konusunda ciddi istatistikler veriyor.  </span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana 715 kişinin asılarak idam edildiğini  bu sayıya &#8216;İstiklal mahkemeleri&#8217; de ilave edilirse sayının binlerle ifade edileceği ileri sürülüyor.</span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><a href="http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=5&amp;ArsivAnaID=8632" style="outline-style: none; outline-width: initial; outline-color: initial; color: rgb(51, 97, 32); text-decoration: none; "><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=5&amp;ArsivAnaID=8632</span></a></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim görevlilerinden Prof. Dr. Ergün Aybars bu konuda çok ciddi araştırmalara imza atmış.</span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">İstiklal Mahkemeleri konusunda bir de kitabı var.</span></p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yavuzcekirge.com/?feed=rss2&amp;p=1786</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Referandum</title>
		<link>http://yavuzcekirge.com/?p=1785</link>
		<comments>http://yavuzcekirge.com/?p=1785#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Jul 2010 07:54:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sunsun34</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yavuzcekirge.com/?p=1785</guid>
		<description><![CDATA[Okuma Notları I 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin ardından hazırlanan ve 7 Kasım 1982 tarihindeki halk oylamasında kabul edilen Anayasa`da bugüne kadar 16 kez değişiklik yapıldığı bildiriliyor. AKP ‘nin meclise getirdiği sivil anayasa taslağının “süzgeçten” geçtikten sonra kalan maddeleri 12 Eylül 2010 tarihinde referandumla oylanacak. Türkiye’de siyasi koşullar beş kez halkoyuna başvurmayı gerektirmiş:(1) 9 Temmuz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_5h2EY2l6Fjw/TD6_jqdrn-I/AAAAAAAABV0/zFngVhMLEog/s1600/DSC00041.JPG"><img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5494039214853693410" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_5h2EY2l6Fjw/TD6_jqdrn-I/AAAAAAAABV0/zFngVhMLEog/s400/DSC00041.JPG" /></a>
<div><span style="font-size:130%;">Okuma Notları I </span></div>
<p>
<div></div>
<p>
<div>12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin ardından hazırlanan ve 7 Kasım 1982 tarihindeki halk oylamasında kabul edilen Anayasa`da bugüne kadar 16 kez değişiklik yapıldığı bildiriliyor. AKP ‘nin meclise getirdiği sivil anayasa taslağının “süzgeçten” geçtikten sonra kalan maddeleri 12 Eylül 2010 tarihinde referandumla oylanacak.</div>
<p>
<div><strong>Türkiye’de siyasi koşullar beş kez halkoyuna başvurmayı gerektirmiş:(1)</strong></div>
<p>
<ul>
<li>9 Temmuz 1961 : 27 Mayıs 1960 askerî müdahalesinin ardından hazırlanan 1961 Anayasası için : yüzde 38,3 ‘hayır’ oyuna karşılık, yüzde 61,7 ‘evet’ .</li>
<li>7 Kasım 1982′deki Anayasa halk oylamasına evet yüzde 91,37 Hayır yüzde 8,63</li>
<p>
<li>1982 Anayasası’nın geçici 4. maddesi ile Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan gibi siyasilere getirilen yasakların kalkıp kalkmaması konusunda, 6 Eylül 1987′de gerçekleştirildi. Kıl payıyla yasaklar kalkıyor. </li>
<p>
<li>Anayasa’nın 127. maddesindeki yerel seçimlerin 1 yıl erkene alınıp alınmaması 25 Eylül 1988′deki oylamada yüzde 65 ‘hayır’</li>
<p>
<li>21 Ekim 2007 Cumhurbaşkanlığı görev süresi için yapılan referandumun sonucu açık ara evet</li>
</ul>
<p>
<p>Görüldüğü kadarıyla referandum evet-hayır oyları iktidarlar için bir tür güven tazeleme anlamı da taşıyabiliyor. </p>
<p>Bu bağlamda düşünüldüğünde AKP karşı cephede bulunan CHP ve MHP için bir tür siyasi tuzak kuruyor.</p>
<p>Anayasa maddelerine bakıldığında bu maddelerin “Hayır” oyu verilecek mantıki bir açıklamasının bulunmadığı görünmektedir. </p>
<p>Dolayısıyla geniş halk toplulukları siyasi tercihlerinin ötesinde bir de mantıklarının dediğine kulak vermek zorunda kalacaklardır. Referandum tarihinde de bu ilk kez olacaktır. Bu koşullarda beklenen evet oylarının çok yüksek olacağı varsayımı konuşulmaktadır.</p>
<p>Referandum süreci işlemeye başlamıştır. PKK ve terör, ”Kürt Sorunu” konuları gündemin en keskin maddeleri olması itibariyle bu süreçte iyice belirginleşecektir. Asker – Sivil ayırımı, profesyonel ordu, mecburi askerlik yasası tartışılır hale gelmiştir.</p>
<p>Kalan süre içerisinde maddeleri iyice bakıp anlamak gerektiği kadar, referandum sürecinin ve koşullarının da uluslararası standartlara göre karşılaştırılmasında fayda vardır.</p>
<p>Siyasi anlamda bugün demir yumrukla ve balyozla yönetilen geniş halk kitlelerinin kişisel hak ve özgürlükleri için şiddet tekelini elinde tutan devletle mutabakat araması oldukça geç kalmış da olsa bu referandumda ortaya çıkabilir.</p>
<p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />(1) 1923- 1961 yılları arasındaki rejimler referanduma gidilecek siyasi ortamın oluşmasına izin vermemiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yavuzcekirge.com/?feed=rss2&amp;p=1785</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kutsaldan Profana</title>
		<link>http://yavuzcekirge.com/?p=1784</link>
		<comments>http://yavuzcekirge.com/?p=1784#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 14:36:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sunsun34</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yavuzcekirge.com/?p=1784</guid>
		<description><![CDATA[Kimi düşünürlere göre zaman iki yöne akıyor. Doğrusal olarak geçmişten geleceğe, Dairesel olarak kutsaldan profana. Kavramlar da zamanın bu iki farklı akış türüne göre yeniden anlamlandırılıyor. Cumhuriyet ve demokrasi fikri de ilk doğuşundan bu yana dalgalanarak farklı anlamlara bürünen bir hayalet gibi etrafımızda dönüp durmuştur. Likya Cumhuriyeti Anadolu’da milattan önce ve sonra bir siyasi sistem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_5h2EY2l6Fjw/TCtW7OeCPQI/AAAAAAAABVs/P-g7Yg0Dc0o/s1600/egyptemplepriests.jpg"><img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_5h2EY2l6Fjw/TCtW7OeCPQI/AAAAAAAABVs/P-g7Yg0Dc0o/s400/egyptemplepriests.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5488576146377424130" /></a><br /><span class="Apple-style-span"   style="  color: rgb(51, 51, 51); line-height: 22px; font-family:Arial, Verdana, sans-serif;font-size:13px;">
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Kimi düşünürlere  göre zaman iki yöne akıyor.</span></span></p>
<ul>
<li><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Doğrusal  olarak geçmişten geleceğe,</span></span></li>
<li><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Dairesel olarak kutsaldan profana.</span></span></li>
</ul>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Kavramlar da zamanın bu iki farklı akış türüne göre yeniden anlamlandırılıyor.</span></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Cumhuriyet ve demokrasi fikri de ilk doğuşundan bu yana dalgalanarak farklı anlamlara bürünen bir hayalet gibi etrafımızda dönüp durmuştur.</span></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Likya Cumhuriyeti Anadolu’da  milattan önce ve sonra  bir siyasi  sistem  olarak bir kaç yüz yıllık bir cumhuriyet yani kamu yararının kanunla korunduğu tecrübeye de sahip olmuştur. Kayıtlardan öğrendiğimize göre tüm kenti ilgilendiren kararların halk meclisi tarafından enine boyuna tartışıldıktan sonra oylamayla alındığı görülmektedir. Bugün dahi Kaş ‘ı ziyaret edenler kent meclisinin toplandığı anfitiyatroyu görebilirler.</span></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Anadolu geleneğinde kent cumhuriyetleri fikri, her şeyden önce insanların ortak çıkarları göz önüne alınarak düşünülmüştür. O kentte tarihsel süreç içinde  tanrı, despot ya da kral değil  halkın ortak iradesini yani bireylerin değil kamunun çıkarlarını göz önüne alır. Pers kıralı Darius ‘un despot yönetimiyle yıkılan Anadolu cumhuriyetlerinin gelenekleri daha sonra Helen düşünürlere ışık tutmuştur. Kilikya (Tarsus) da ortaya çıkan “Stoacılar Okulu” da bu konuda felsefi bir temel oluşturmuştur.</span></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Hukukun üstünlüğü ya da hukuk devleti fikri en azından kamusal alanın birey ya da bir zümre nezdinde hukuksal yapılandırması olarak düşünülmüştür.</span></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Doğu Batı  Dergisi 47. sayısını” Cumhuriyet” konusuna ayırmış. Nuri Bilgin ‘in aynı konudaki makalesinden (Doğu Batı 47. Sayı. S.109)  çok yönlü okumalar yaparak fikri anlamda kavramlara açıklık getirmek mümkün.</span></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">“Cumhuriyetçi anlayışın politikaya yaklaşımında, hakikate sahip olma iddiası yoktur. Politika genel olarak hakikatin değil,kanaatlerin alanıdır.”</span></span></strong></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Bilgin ‘in makalesinde  cumhuriyet konusunda sekiz ayrı düşünürün tanımlarını irdeliyor; Spinoza ve Rousseu hukuk temelli kamusal alan üzerinde tezler geliştirdikleri söylenerek; Cumhuriyetin  bir anlamda bireylerin özgürlüğünü garanti eden bir hukuki yapıyı amaçladığı ve yaratılan kamusal alanın, bireyin kendi özgürlüğünün bilincine vardığı çıkarlarını herkesin çıkarlarından ayırmmayı öğrendiği bir yer olarak düşünülmesi gerektiği fikri üzerinde durulmaktadır. Burada Moscovici, den alıntı yapılmaktadır.</span></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Bazı Temel Kavramlar:</span></span></strong></p>
<ul>
<li><strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Despotes: </span></span></strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Efendinin köleler üzerinde kurduğu otorite</span></span></li>
<li><strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Politikos: </span></span></strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Devlet adamının özgür bireyler üzerinde kurduğu otorite.</span></span></li>
<li><strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Despotik Toplum:</span></span></strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"> Kişisel çıkarlara göre örgütlenen devlet.</span></span></li>
<li><strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Cumhuriyetci Toplum:</span></span></strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"> Kamu çıkarlarına göre örgütlenen devlet.</span></span></li>
<li><strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Tiranlık: </span></span></strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Bir kişinin yönetimi.</span></span></li>
<li><strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Oligarşi: </span></span></strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Bir kaç kişinin yönetimi.</span></span></li>
<li><strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Monarşi:</span></span></strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"> Kamu yararına tek kişinin yönetimi.</span></span></li>
<li><strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Aristokrasi:</span></span></strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"> kamu yararına seçilmiş bir grubun yönetimi.</span></span></li>
<li><strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Demokrasi:</span></span></strong><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"> kamu yararına çoğulcu  yönetim.</span></span></li>
</ul>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Günümüzde kaç tür cumhuriyet rejiminden söz edebiliriz?</span></span></p>
<ul>
<li><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Oligarşik Cumhuriyetler – (Suriye,Libya,Mısır)</span></span></li>
<li><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Sosyalist Cumhuriyetler , (Çin,Küba)</span></span></li>
<li><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Din Cumhuriyetleri, (İran,İsrail,)</span></span></li>
<li><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Demokratik Cumhuriyetler  (Fransa,İtalya)</span></span></li>
<li><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Karma Cumhuriyetler</span></span></li>
</ul>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Bu cumhuriyetlerin demokratik olduğunu söylemek için bazı ana hak ve özgürlüklerin gerçek anlamda işlediğini kanıtlamak gereklidir.  Demokrasi çok sesli bir sistemi ve bu sisteme göre yöneticilerin  kamusal alanda  kendi çıkarlarını değil, bireylerin haklarını ve çıkarlarını korumayı ve bunların sınırlarının bilincinde olunduğu bir demokrasi kültürünü özümsemiş oldukları için seçildikleri varsayımı vardır.</span></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Eğer yöneticilerin kendi ya da bir grubun çıkarlarını korudukları bir tarz sözkonusuysa o vakit buna demokrasi demek mümkün değildir.</span></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Yine aynı şekilde özgürlüğün olmadığı, yöneticilerin hatalarının  eleştirilmediği bir ortama ise “özgür ortam” demek mümkün değildir.</span></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Liberal ideoloji modernitenin ana ekseni olan bireyin mutlak özgürlüğünü  hukuki bir düzenlemeyle devlete yükler. Devlet bireyin mutluluğu için vardır. Devlet belirli bir zümrenin çıkarlarını korumak uğruna bireye eziyet etme yoluna sapmaz. Eğer saparsa bu devletin o sistemde liberal özgürlükleri kolladığı ve müdaafa ettiğini söylemek mümkün olmaz.</span></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Bu bağlamda devlet, birey ve kurumlar arasındaki ilişkileri mercek altına alarak incelemek ve sonuçlar çıkarmak gereklidir.</span></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Cumhuriyeti  kuranların amaçladığı kamusal alan ve modernitenin gereği bireysel hak ve özgürlükler sürekli toplumun eski değer yargılarıyla çatışmış, çoğunluğun kamuya ilişkin kanaatleri hiyerofani ve etnisite düzleminden ileriye gidememiştir. Yeni devlet bu ayırımı sağlamak için kanunlar marifetiyle   laik ve liberal  bir düzenleme yapmak istemiş ve bunu bireylere apriori bir yurttaşlık koşulu olarak dayatmıştır. Emperyal toplum yapısının şokunu üzerinden atamayan birey her değişikliğe kuşkuyla bir tehdit gibi yaklaşmıştır. Devlet yurttaş yaratma misyonunu da üstlenerek bir zümreyi genelden kopararak üst sınıf haline dönüştürmüştür.</span></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Yaratılan yeni zengin zümre, gerekli kültürel birikime sahip olmadığı için toplumun belirli katmanlarıyla sorunlar yaşanmıştır. Devlet son çare olarak şiddet tekelini cezalandırma göreviyle donatmış, etnik ve dini farklılıkları şiddet ve devlete bağımlı yargı yoluyla eğitme yoluna girmiştir.</span></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Kağıt üzerinde  bir “Türk”  kimliği yaratılmış,tek dil tek din, tek bayrak fikri  ilköğretim kurumları ve devletin tüm imkanlarıyla bu kimliğin görsel ve duygusal unsurları bayrak törenleriyle okullarda , resmi bayramlar olarak ilan edilen özel günlerde kamusal alanda silahlı  birliklerin (Devletin Şiddet Tekeli)  gövde gösterisiyle ulusallaştırılmak istenmiştir.</span></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Bireylerin çoğunluğu,  bu kendisine yabancı kimliği bir türlü içine sindirememiş bunu da yapılan genel seçimlerde kullandığı oyların miktarı ve yönüyle belli etmiştir.</span></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Emperyal toplumun farklı dilli, farklı  dinli  ve farklı etnik yapıdaki bireylerinin büyük bir bölümü, zaman zaman coğrafi olarak  uyumsuz olmakla suçlanmış ve ağır bir biçimde cezalandırılmışlardır.</span></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; "><span class="Apple-style-span"  style="font-family:'times new roman';"><span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;">Bunun en belirgin kanıtı bugün toplumda  bireylerin  içinde bulunduğu temel sorunların üzerinde kanaatler mühendisi siyasi partilerin ve devletin kurumlarının ortak bir platformda buluşamıyor yani anlaşamıyor olmasıdır.</span></span></p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yavuzcekirge.com/?feed=rss2&amp;p=1784</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“TAKVİM-İ VEKAYİ” OLAYI</title>
		<link>http://yavuzcekirge.com/?p=1783</link>
		<comments>http://yavuzcekirge.com/?p=1783#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jun 2010 21:27:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sunsun34</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yavuzcekirge.com/?p=1783</guid>
		<description><![CDATA[İlk günlük gazetenin 1600 yıllarında Avrupa’da yayınlandığı bilinmektedir. (Almanya 1605) Modernitenin yani aydınlanmanın ana motorlarından biri olan kitap ve dergi yayınlarının ülkelere göre dağılımı ve kabul görmesi ise çok farklı olmuştur. Ağızdan ağıza, kulaktan kulağa ve tellal yöntemini sürdürmeyi iki yüz yıl daha inatla sürdüren Osmanlı, halktan ve diğer ülkelerden gelen baskılara daha fazla dayanamayarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://1.bp.blogspot.com/_5h2EY2l6Fjw/TCZw6Qfvb-I/AAAAAAAABVk/_jKIbfRoBY0/s1600/ilk_osmanlica_gazete.jpg"><img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 285px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5487197342160351202" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_5h2EY2l6Fjw/TCZw6Qfvb-I/AAAAAAAABVk/_jKIbfRoBY0/s400/ilk_osmanlica_gazete.jpg" /></a>
<div>İlk günlük gazetenin 1600 yıllarında Avrupa’da yayınlandığı bilinmektedir. (Almanya 1605) Modernitenin yani aydınlanmanın ana motorlarından biri olan kitap ve dergi yayınlarının ülkelere göre dağılımı ve kabul görmesi ise çok farklı olmuştur. </div>
<div>Ağızdan ağıza, kulaktan kulağa ve tellal yöntemini sürdürmeyi iki yüz yıl daha inatla sürdüren Osmanlı, halktan ve diğer ülkelerden gelen baskılara daha fazla dayanamayarak bir taviz olarak 1831 yılında Sultan II. Mahmud&#8217;un emriyle İstanbul&#8217;da önceleri haftalık, daha sonra düzensiz aralıklarla yayımlanan ilk Türkçe gazeteyi çıkarmaya mecbur kalmıştır. </div>
<div>Takvim-i Vekayi adlı gazete habercilik yapacak, halkı eğitecek ve devletin (padişahın) emirlerini duyurarak düzeni sağlayacaktı.Ana amacı iktidarın yani padişahın emirlerini duyurmak olan gazetenin yönetimi , Vakanüvis Esad Efendi ‘ye verildi. Esad Efendi de eline geçen bu gücü Babıali&#8217;den çeşitli kamu görevlilerinin oluşturduğu bir yazı kadrosuna taşıtma yoluna girdi.</div>
<div> </div>
<div>Gazete dahiliye, hariciye, askeriye, fünun, ilmiye, ticaret konularını ihtiva eden altı bölümden oluşuyordu.<br />İmparatorluğun çok dilli halk yapısı gereği de Fransızca, Arapça, Rumca ve Ermenice dillerinde de yayınlanıyordu. Gazete 4 Kasım 1922 de yayın hayatını noktalamıştır. Takvim-i Vakayi olayı devletin özel ve sivil gazetelere bakışını oluşturması açısından ilginç bir olaydır. </div>
<div>Tanzimat,meşrutiyet ve daha sonra da cumhuriyet basını ile devlet ilişkilerinde ana kulvar hep Takvim-i vakayi tarzı olagelmiştir. </div>
<div> </div>
<div>Özgür ve sivil basını bir türlü kabullenmeyen devlet bürokrasisi cumhuriyet döneminde de dönüşüme uğramasına rağmen, çizgisini yitirmemiştir.</div>
<div>Günümüzde hala devlet bürokrasisinin sivil medyadan beklentisi “takvim-i vekayi” tarzı gazetecilik yönündedir.</div>
<div> </div>
<div> </div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://yavuzcekirge.com/?feed=rss2&amp;p=1783</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
